Zarara Uğrayan Araç Sahibinin Ehliyetinin Olmaması Tazminat Talep Etmesine Engel Değildir
Uyuşmazlığın Konusu ve İlk Derece Mahkemesinin Kararı
Dava, davacıya ait araç ile davalılardan birine ait ve diÄŸeri tarafından idare edilen aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası neticesinde araçta meydana gelen deÄŸer kaybı ile aracın tamir süresince kullanılamamasından doÄŸan maddi tazminat istemine iliÅŸkindir. Davacı vekili, zararın dava açıldığı aÅŸamada tam olarak belirlenememesi nedeniyle davayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak ikame etmiÅŸ ve bilahare bedel artırım dilekçesiyle talebini yükseltmiÅŸtir. İlk derece mahkemesi, davacının taleplerinin belirsiz alacak davasına konu olamayacağı ve kaza tarihini de kapsayacak ÅŸekilde davacının sürücü belgesine el konulmuÅŸ olması gerekçeleriyle davanın kesin olarak reddine karar vermiÅŸtir.
Ehliyet İptalinin Tazminat Talebine Etkisi Yönünden (TBK m. 49): Kararın en çarpıcı yanlarından biri, mülkiyet hakkı ile sürücü belgesi geçerliliÄŸi arasındaki ayrımın yapılmasıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 49. maddesi gereÄŸi, kusurlu ve hukuka aykırı fiille baÅŸkasına zarar verenin bu zararı giderme yükümlülüÄŸü vardır. Somut olayda, kaza anında aracı sevk ve idare eden kiÅŸi davacı deÄŸil, dava dışı (ve kusursuz bulunan) Emine Kaymakçı'dır. Davacı, olayda "sürücü" sıfatıyla deÄŸil, "araç maliki" sıfatıyla zarar görmüÅŸtür. Yargıtay, bir kiÅŸinin maliki olduÄŸu araçta oluÅŸan zararı talep edebilmesi için o esnada geçerli bir sürücü belgesine sahip olma zorunluluÄŸunun bulunmadığını kabul ederek, İlk Derece Mahkemesinin ehliyetin kaza tarihinde geçerli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermesini hukuka aykırı bulmuÅŸtur.
Adalet Bakanlığının Kanun Yararına Bozma İsteminin Gerekçeleri
İlk derece mahkemesinin davanın reddine dair kararı üzerine Adalet Bakanlığı, kararın usul ve yasaya aykırı olduÄŸu gerekçesiyle kanun yararına bozma talep etmiÅŸtir. Bakanlığın talebinde, davacının alacağını dava açmadan önce tam olarak belirleyebilme imkanı bulunmadığından belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararının bulunduÄŸu vurgulanmıştır. Ayrıca, kaza anında aracı kullanan kiÅŸinin araç maliki olan davacı deÄŸil eÅŸi olduÄŸu, bu itibarla davacının sürücü belgesinin geçici olarak geri alınmış olmasının araç maliki sıfatıyla uÄŸradığı maddi zararın tazminini talep etmesine hukuki bir engel teÅŸkil etmediÄŸi ifade edilmiÅŸtir. Aracın daha önceden hasarlı olmasının da deÄŸer kaybı hesaplanmasına mani olmadığı, zararın önceki hasarlar gözetilerek uzmanlarca hesaplanması gerektiÄŸi belirtilmiÅŸtir.
Yargıtay İncelemesi ve Hukuki Değerlendirme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi dosya üzerindeki incelemesinde, araçta meydana gelen deÄŸer kaybının ve araç mahrumiyet zararının tespiti hususlarının özel ve teknik bilgiyi gerektiren konular olduÄŸuna dikkat çekmiÅŸtir. DeÄŸer kaybının, aracın piyasa koÅŸullarına göre kaza tarihindeki ikinci el rayiç deÄŸeri, önceki kazaları, aracın yaşı ve hasarlı kısımların niteliÄŸi dikkate alınarak kazadan sonraki onarılmış halinin rayiç deÄŸeri arasındaki farka göre hesaplanması gerektiÄŸi ifade edilmiÅŸtir. Araç mahrumiyeti zararının ise makul tamir süresi ile aynı vasıftaki aracın kiralama bedeli üzerinden belirleneceÄŸi hüküm altına alınmıştır. Bu unsurların tamamı teknik hesaplama gerektirdiÄŸinden, davacının dava açmadan önce alacağını tam olarak belirlemesi beklenemeyeceÄŸi için belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunduÄŸu açıkça ortaya konulmuÅŸtur. Ek olarak, araç malikinin mülkiyet hakkından doÄŸan zararlarını talep etmesi ile sürücü belgesinin geçerliliÄŸi arasında illiyet bağı kurulamayacağı anlaşıldığından, söz konusu Yargıtay ilamı belirsiz alacak davası ve tazminat hukuku açısından uygulamaya yön veren emsal bir nitelik taşımaktadır